« Geri Dön

Kanlıca


Kanlıca, İstanbul'un Beykoz ilçesinin ünlü ve şirin bir semtidir. Anadoluhisarı ile Çubuklu arasında bulunur. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki ayağının kuzey tarafındadır.

Kanlıca'nın yoğurdu meşhurdur. Kanlıca yoğurdu sahilde Çınaraltı'nda pudra şekeri üzerine konularak yenilir. Yoğurdun özelliği yoğurt yapımında kullanılan süt tozu ve üzerine konulan pudra şekeridir.

Kanlıca ayrıca Mihrabad Korusu'yla da meşhurdur. Anadolu Yakasının en yeşillik yerlerinden biridir. Kanlıca'nın yalıları da ünlüdür.

Rivayete göre, Antik çağdaki adı ??Glarus?? (martı) diye bilinen Bizans sayfiyesiydi. Boğaziçi?nin en hareketli semtlerinden biriydi. Kanlıca iskelesinin bulunduğu limanın antik çağda adı ??Phrixus?? ya da ??Phrixoulimen?? idi.

Bizans kaynaklarında Kanlıca, ??Phiale?? ya da ??Boraidion?? diye geçer. Boraidion adı XI. Yüzyılda I. Justinianus?un yeğeni Boraides?den gelir.

Osmanlı kaynaklarına göre, XV. Yüzyılda, fetihten sonra eski sakinler kaçmış, bir müddet sonra Anadolu?dan kağnılarla gelip yerleşmişler. Gelenler kağnı yapıp diğer köylere gitmiş, hatta kağnı yapıp satmaya başlamışlar. Bu sebeple semtin adı ??Kagınılice?? olmuş ve zaman içerisinde ??Kanlıca??ya dönüşmüş.

Bir rivayete göre de kırmızı boyalı yalılar nedeni ile semte bu adın verildiği de söylenir. Bir başka rivayete göre de hayvanların yediği bir ot, sütlerine kırmızımtırak bir renk veriyormuş, bu sütten yapılan yoğurdun rendi de kırmızıya çalıyormuş. Semtin adı böylece yoğurdundan gelmiş.

Kanlıca fetihten önce de Bizans zenginlerinin sayfiye yeri idi.

Sultan IV. Murad, Kanlıca?yı XVII. Yüzyılda Şeyh-ül İslam Bahaeddin Efendi?ye vermiş, bu nedenle semt bir süre için ??Bahai Körfezi?? olarak anılmışsa da adı yeniden Kanlıca?ya dönüştürülmüştür.

Kanlıca yalıları ile de tarihsel bir kimlik kazanmıştı. Öyle ki, IV. Murad devri şeyhülislamı Bahai Efendi?nin yaptırdığı bir yalı dolayısıyla Kanlıca koyu Bahai Körfezi olarak da anılmaya başlanmıştır. Bahai Efendi?nin yalısı on dokuzuncu yüzyılda yanarak yok olmuştur. Bu yerde İhtisap Ağası Kör Tahsin Efendi yeni bir yalı yaptırmıştır. Bu koyun solunda Hacı Raşit Bey Yalısı yer almaktadır.

Özellikle XIX. yüzyıldan itibaren önde gelen devlet adamları yaz mevsimlerini Kanlıca?da geçirirler ve devletin kaderi ile ilgili konularda birçok önemli olaya burada karar verirlerdi. Tanzimat döneminin en meşhur paşalarından olan Ali Paşa?nın buradaki yalısında çok önemli siyasi görüşmeler yaptığı bilinmektedir. Türk-Yunan Muahedesi Ali Paşa?nın Kanlıca?daki yalısında imzalanmıştır.

Kanlıca'da meşhur yalılardan bir diğeri de Saffet Paşa Yalısıdır. Bu yalıda da yine birçok toplantı yapılmış, birçok yabancı devlet adamı, hariciye nazırlığı ve bir dönem sadrazamlık yapan Saffet Paşa'yı ziyaret etmişlerdir. Bu yalılar yanında, Kanlıca koyunun sol tarafında yer alan Nuran ve Turan Barlas tarafından restore ettirilen Yağlıkçı Hacı Reşit Bey Yalısı da dikkate değer bir yalıdır.

Yine, başlangıçta çeşitli valiliklerde bulunan Vecihi Paşa tarafından yapılan, ancak Kavalalı Mehmed Ali Paşa?nın torunu Prenses Rukiye tarafından 1895 yılında yeniden yaptırılan ve Rukiye Sultan Yalısı olarak adlandırılan yalı da burada zikredilmesi gereken bir yalıdır. Prenses Rukiye Sadullah Paşa?nın oğlu Nusret Bey ile evlenmiş ve Nusret Bey?in annesi yalının kendi payına düşen kısmını gelinine hediye etmiştir. Prenses Rukiye yalıyı bir süre sonra Mısırlı Prenses İffet?e satmış, Prenses İffet?in ülkeden kaçmasının ardından 1957 yılında Türkiye Jokey Kulubü'nün eski başkanlarından Özdemir Atman tarafından satın alınmıştır.

Sözü yalılardan açıp da Halil Ethem Paşa Yalısı?nın görmemezlikten gelmek doğru olmaz. II. Abdülhamid devrinde bir süre sadrazamlık yapan Ethem İbrahim Paşa tarafından yaptırılan yalı, Osmanlı tarihinin son dönemlerinin birçok bilinen simasını bünyesinden çıkaran bir aile tarafından yaptırılmıştır. 1830 yılında Fransa?ya gönderilen Ethem Paşa tarafından yaptırılan yalı, onun Fransız mimarisinden ne denli etkilendiğini de gözler önüne serecek niteliktedir. Ethem Paşa öldükten sonra yalı, Ethem Paşa?nın en küçük oğlu Halil Ethem Bey?in adıyla anılmaya başlanır. Ethem Paşa?nın bir diğer oğlu da meşhur sanat adamı Osman Hamdi Bey?dir.


Kategori: Boğaziçi Semtleri Okunma: 4423 Tarih: 19 Temmuz 2012 / Perşembe Yazar: Ulvi Özcan


s